Bülent Tuncay'ın gazete köşesindeki maç yazısı

Beşiktaş için kağıt üzerinde kolay bir maçtı, zor olan hocasız oynamaktı. Siyah-Beyazlılar Ismael’in yokluğunda da oyun disiplinine bağlı kalabileceğini gösterdi. Josef’in, Ersin’in dönüşü savunmadaki özgüveni yükseltmişti. Necip’in yerine oynayan Tayyip Talha da önündeki ve arkasındaki isimlerin rahatlığını yaşadı.

Beşiktaş’ın N’Koudou ile bulduğu gol ilginçti. Çift vuruş olan atışı N’Koudou doğrudan kaleye şutladı, kaleci Jensen de kimseye çarpmadan gelen topu tutmaya kalktı. Bu çift vuruşun bu şartlar altında gol olmasının tek olasılığı vardı, o da kalecinin topa dokunmasıydı ve o gerçekleşti.

İstanbulspor’un golü de yine kaleci katkılıydı, direkten dönen top Ersin’in sırtına çarpıp ağlarla buluştu. Beşiktaş’ın göreceli üstünlüğü altında oynanan ilk yarının organize tek golünde Weghorst’un imzası vardı. Masuaku’nun getirdiği, Gedson’un son çizgiye inip altıpasa çıkardığı ortada Hollandalı’ya kaval kemiği yardımcı oldu!

Maçın ikinci yarısında tempo beklenenin aksine düştü. N’Koudou’nun yerine giren Redmond, tek başına takımın vitesini yükseltecek beceriden uzaktı. Ismael’in yardımcısı Adam Murray, Tayyip Talha’nın sakatlanması üzerine Rosier’i de çıkarıp Tayfur- Welinton’u alarak savunmayı yeniden kurguladı ve 2-1’i koruyacak tedbirleri almayı düşündü.

Beşiktaş açısından asıl sorun, hücum organizasyonlarındaydı. Muleka yine “Ben kanat değil santrforum” sıkıntısını taşır gibiydi. Kanatlar yeteri kadar işlemeyince Salih Uçan’ın performansı atakların kalitesini belirliyordu. Ismael’in yokluğu bu dakikalarda hissediliyordu, lidersiz takım oyun planını uyguluyor ancak ortaya bir tempo koyamıyordu.

Temposu çok düşen maçta İstanbulspor nefis bir frikik golüyle eşitliği yakaladı. Welinton’un, dört Beşiktaşlının arasındaki rakibini düşürerek frikiğe neden olması, ceza alanına bile girmekte zorlanan ev sahibi ekibe sürpriz bir şans vermişti. Kartal kalan dakikalarda üzerindeki uyuşukluğu atıp top oynamaya başladı ama iş işten geçmişti.

Sonuç olarak Beşiktaş, kalesine gelen her topun golle sonuçlanma talihsizliğini kalecisini değiştirse de engelleyemedi. Ligin yenisi olan rakibinin yetersiz kadrosuna uzaktan yediği iki golle sürpriz şekilde puan verdi.

Son bir cümleyi de Weghorst için açmak gerekiyor. Hollandalı santrfor ilk haftalarda öylesine çılgınca pres yapıyor ve takımı ileri çekiyordu ki, bugün saçlarını açık sarıya boyayan bu uzun boylu adam ile o günkü uzun boylu adan aynı kişi mi diye sormadan edemiyor insan.

"Galibiyet serisi gelmezse Valerien Ismael..." "Galibiyet serisi gelmezse Valerien Ismael..."

Ya Ismael “Oyun planına uy, takımı sürekli ileri çağırma” dedi, ya Muleka ve N’Koudou Ümraniye Tesisleri’nde onu kıstırıp “Bu ligde bu tempo olmaz. Bizi yorma, çok koşarak bizi tembel yerine koyma” diye gözdağı verdi ya da Weghorst “Burada işler böyle dönüyor, kendimi yormayayım” dedi! Şaka bir yana Weghorst kaleciye baskıyı, hücum presi, takımı ileri çıkmaya zorlayan çılgın temposunu neden yitirdi!

Bülent TUNCAY / Karar