Köprüden önce son çıkış derler ya, Tam da öyle bir maç valla... Topunla, tüfeğinle saldıracağın; kazanamazsan Avrupa'da olmayacağın bir maç...

Aboubakar'ın karın ağrısının geçip tam maça çıkacağı sıra; bu sefer de adalesinin atması keyifleri kaçırıp, sinirleri bozdu... Hadziahmetovic'in yan pasları bırakıp, araya, diyagonal ve seri oynamaya başlaması da dikkatlerden kaçmadı... Hayret!!!

20. dakika itibariyle ablukaya aldık rakibi ama adamların da birden ceza sahamızda çoğalmaları can sıkıcı... Muleka'nın gayreti dikkat çekerken, ceza sahasına girip de veremediğimiz pas sayısı saç yolduracak cinsten...

38'de gol yedik... Evlere şenlik... Pozisyon bilgisi, konsantrasyon ve çabukluğun bizim takıma uğramadığı saatlerdeydik...

Özellikle Amartey'in olduğu bölüme!!! Yazık valla ya... Seyredin Allah aşkına bu ne ya!? İkinci yarı başlar başlamaz yediğimiz ikinci gol aslında bize ne yorum yapacak bir alan ne de karalayacak bir sayfa bıraktı...

Topçuların futbol topuyla ilk defa buluşuyormuş gibi acemice davranmasına anlam vermek zor... Bazen de Tayfur gibi bilinenin çok üstüne çıkıp oyunu kamçılayan arkadaşlarına hırs pompalayan bir de anormal bir gol atan bir adam çıkabiliyor...

1-2'den sonra hissettiğimiz şu... Stattaki yuhalamalar topçuların gücüne gitmiş, kendilerini affettirmek istiyorlar... Hayat böyledir ama... Bazen de bir şeyi çok yapmak istersin bu sefer de zaman yetmez. Niye!

Alen MARKARYAN / Akşam