Milliyet yazarı Attila Gökçe'nin köşe yazısı

Peş peşe atılan goller kolay ve güzeldi ama…
Kolay ve güzel bir maç değildi.

TFF Yönetim Kurulu’nun toplantısına kurşunla saldıranlardan sonra oyuna hır çıkararak, provokasyon yaparak her türlü rezilliği katarak utanç tablosunda yer alanlar da oldu. Ortalık sakinleştikten sonra anladık ki bu bir suikasttır.

Sırasıyla anlatalım… Tolga’nın sağ kanattan yaptığı orta asist oldu. Gürcü futbolcu Beridze, Beşiktaş savunmasında Necip ve Rosier’nin pozisyon hatasından çok rahat bir kafa vuruşuyla perdeyi açtı.

Beşiktaş’ın 26’da gelen gole tepkisi çabuk oldu. Dört dakika sonra Weghorst’un bacaklarını açarak arkaya bıraktığı topa Muleka kafayla dokunuverdi. 35’de Dele Alli, bir yıl önce Tottenham’da attığı golden sonraki ilk sayısını kaydetti. Kartal neşesini bulmuştu ama, 47’de yeniden Beridze bu defa kafayla değil, rahat pozisyonda attığı şutla yazdı..

Oyunun ilk yarısında Beşiktaş’ın 4-3-3 değil, Dele Ali’nin de katılmasıyla, ileri uçtaki NKoudou, Weghorst, Muleka’dan oluşan dörtlü bir hücum formatına döndüğünü düşündüm. Oyun Ankaragücü’nün denkliği sağlamasından sonra sertleşti sinir bozucu haller ve davranışlar oluştu. Atakan Çetinkaya örneğin… Yerdeki tedavisinden sonra ayağa kalktığını izledik memnuniyetle… Ne var ki Mete Kalkavan’a azarlarcasına konuştuğunu görüp üzüldük. Sonrasında aynı oyuncunun Muleka’ya duran oyunda omuz attığına tanık olduk.

Oyun başladı bir faul daha. Oyun giderek sertleşti. Hele Beşiktaş, Eren Derdiyok’un topa eliyle müdahalesinden kazandığı penaltı ile öne geçtikten sonra ortalık savaş alanına döndü. Marlon’un 90+3’de kırmızı kart görmesi, kaleci Bahadır’ın Rosier’le giriştiği sert ve acaip çatışmanın büyümesini Mete Kalkavan sarı kartlarıyla önledi. Arada iyi niyetle ayırmak isteyen iki takımın futbolcuları da olmasa kıyamet kopacaktı.

Lig başlayalı 5 hafta oldu. Ne şampiyonluk kaygısı, ne de düşme sıkıntısı… Ortada böylesine gerginlik yaratacak bir olay da yok. Ama kini geçmiş yıllara bağlayıp güzel oyunu zorlaştıran ve çirkinleştirenler varsa, temiz oyun adına onlara itiraz ederiz… Böyle çirkinlikler artık kabul edilmemeli.

Beşiktaş, yüksek tempolu çabuk ve etkin ataklarla süslediği geçen haftaların oyunundan uzaktı. Savunmada genç kaleci Emre’yi huzursuz eden dağınıklıklar vardı.

Maçın Beşiktaş açısından sevindiren yanı Josef de Souza’nın erken sayılabilecek bir dönemde tedavisini tamamlayıp takıma ve oyuna katılması oldu. Öte yandan orta alanda Gedson Fernandes kendisinden bekleneni veremedi. Orta alanda kontrolü sağlayan adam Josef oldu…

"Galibiyet serisi gelmezse Valerien Ismael..." "Galibiyet serisi gelmezse Valerien Ismael..."

Weghorst’a gelince… Atılan iki golde de akıllı duruş ve pasların etkisi vardı. Dahası bir orta alan oyuncusu gibi oyunu kuruyor, pozisyonu son hamleleriyle biçimlendirip skor tabelasını doğrudan etkiliyordu.

Beşiktaş’ta epey zamandır efsane oyunculardan söz edemez oluyorduk. Weghorst bize bir kaç sayfa yazdıracak sanırım. Hiç itirazımız olmaz memnuniyetle.

Weghorst ve Muleka… Bu ikiliye ayrıca dikkat edin… Beşiktaş’a ve futbol seyircisine sunacakları güzel öyküler okuyacaksınız.

İTİRAZIM VAR: Stat güvenliği, onca önleme rağmen sağlanamadığı için… Sahaya atlayıp kahraman (!) olmak isteyen akıllı (!) kardeşimiz, Beşiktaş kulübesine saydırırken, ortalık çatışma alanına dönerken, sanırım çok mutlu olmuştur. Hele ki Salih’i o çatışmadan çıkarmak için olaya müdahil olan Josef’in kırmızı kart görmesinden sonra kendi efsanesini ballandıra ballandıra anlatabilir. Mete Kalkavan’ın kırmızı kartı asla kabul edilemez. Ömer Hocam, sana da bravo yani!

Attila GÖKÇE / Milliyet