Akşam gazetesi yazarı Alen Markaryan'ın köşe yazısı

Geçen bir milli maç yaptık da 3-3 berabere kaldık ya, Büyüklüğü bizim Üsküdar kadar falandır ha üç gol yediğimiz takımın... Adamların da kim olduğunun ehemmiyeti yok şu bağlamda... Mesele çok başka...

Mesele ben dükkanda televizyonu açtığımda üç kişi maçı seyrediyor olmamız... 7-8 masalık bir kalabalık olduğu halde... Hiç kimse oralı olmadı... Sırf dükkanda değil şehir de, ülkede her yerde...

Statta bile çoğu sponsor davetlileridir gelenlerin... Nasıl oldu da bu hale geldik? Eskiden Beşiktaş'tan Fenerbahçe'den Galatasaray Trabzon'dan, Anadolu kulüplerinden çıkış yapan topçular alınır, Avrupa'dan Türk oyuncular gelirdi.

İnsanların merak ettiği topçuları bir arada seyretmenin hazzından ziyade aidiyet ve maneviyat duygularının tavan yaptığı yıllardı...

Çoğu taraftar kendi oyuncusunun milli takımda oynamasını gururla söylerdi. Ve stada kendi topçusu ortamda yabancı kalmasın diye de giderdi maçlara...

Hani her hangi bir takım taraftarı bir topçuya tezahürat yaparsa biz de kendi topçumuza destek veririz mantığı bile vardı... Ama o zaman yabancı kuralı üç ya da dörttü.

Haliyle yerli oyuncu çoktu. İyi kadrolar olmuyor değildi... Şimdi takımlarda yerli oyuncu ara ki bulasın... Biri Almanya'dan geliyor öbürü İngiltere'den... Ve başarısız kadro devamlı sahaya sürülüyor...

Niye? Çünkü oynatacak adam bulamıyorsun... Alternatifin yok! Yetiştirmiyorsun Yetiştirdiklerin bir anda buhar oluyor, uçuyor kayboluyor!!! Haliyle maçı açtığımda 3-5 kişi anca seyrediyor tabii...

Çoğunun maç olduğundan bile haberi yok... Olanları da Salih'i niye almadınız diye sorulduğunda Tolga'dan üç santim kısaydı diye cevap verilerek soğutuyorlar...

Ne diyeyim artık....

BİZİM 3 PUAN NE OLACAK?

Geçen gün önüme bizim Alanya maçını yöneten Yasin Kol'un 1. Amatör de yönettiği Kireçhane- Ağsarspor maçı düştü...

Şenol Güneş de oradaymış da o yüzden haber yapmışlar... Ne alaka çözemedik tabi... Sonra baktık ki, Kasım ayında yeni belirlenecek klasmanlarda Yasin Kol Süper Lig kadrosunda yer almayacak...

Nasıl olmuşsa 40 yılın başında yerinde bir stratejik karar verilmiş... "Hata yaparsan bedelini ödersin" şiar bu olmalı...

Bu konu çoğu çevrelerce görev ifa edildi Beşiktaş kaosa itildi. Geride kimin canı yanmış önemli değil, olarak algılansa da biz isabetli bir karar olarak kayda geçiyor.

Şu anda faal olan hakemlere de işinizi düzgün yapın mesajı gibi görüyor. Yarım ağız teşekkür ediyor ve sormadan edemiyoruz?!?!?

Her şey iyi güzel de bizim 3 puan ne olacak?????

TERS Bİ'ŞEYLER VAR

Şenol Güneş'ten o isme onay çıktı! Şenol Güneş'ten o isme onay çıktı!

Fenerbahçe maçının bilet fiyatları açıklandı bilmem kaç gün önce... Rakamları söylediler inanmadım... Bizzat açtım, kendim baktım... Kalıtımsal ve istem dışı olarak gözüm hemen kapalı tribüne gitti..

Fiyatlar uçukla fiyatlar uçmuş arasında bir ince çizgi vardır ama Bu uçturup gitmiş!!! Diğer tribünlere bakmadım bile... Yan gözle açıklara baktım azıcık bakmaz olaydım.... Halkın takımından parası olanların takımına doğru gidiyoruz...

Geçen hafta Olimpiyatta'ki İstanbul maçı biletlerinin bize reva olan kısmında 300 TL yazdığında bu kadar pahalı bilet mi olur diye isyan etmiştik...

Peh!!!!

Kendi taraftarına kapalı üstü 850, açıkları 300 TL'yi hayata geçirenleri görünce biz bitmişiz dedim... Ne milletle uğraşıyoruz ki....

Tribün, Beşiktaş, aidiyet, maneviyat hepsi yerle yeksan olmuş dedim içimden. Bu fiyatları ekonomik özgürlüğü yerinde olanlar verir.

Onlar gelsin isteniyor zaten... Sanki alttan alttan, ince ince. Olası puan kaybında kazanamayan oyuncuyu, hocayı harcayın profili ve sunumunu "beşi biyerde" gibi orta yere koymuşlar da olacaklar bekleniyor...

Biz bu maçı alacağız haa, söyleyeyim de.... Bir türlü düzgün düşünüp maddi rahatlığı olanlardan ayrı, Gönül ve aidiyet duygusu yüksek olanlardan ayrı, faydalanmayı öğretemedik... Her Fener maçına bir ay önceden hazırlanırdık biz be...

Ayrı önemi maneviyatı vardı. Her alanda üstün olmamız şarttı... Şart!!!!! Şu maçta tribün gücünü en yüksekte tutmayı kim istemez anlamıyorum...

Hakikaten ters bi'şeyler var...

Alen Markaryan / Akşam