2026 Yılı 2. Olağan Divan Kurulu Toplantısı başladı.
Divan Kurulu Başkanı Ahmet Ürkmezgil, 2026 Yılı 2. Olağan Divan Kurulu Toplantısı’nda konuşma yapıyor.
Beşiktaş Jimnastik Kulübü Denetim Kurulu, kulübün toplam yükümlülük tutarını 27,414,104,527 ₺ olarak açıkladı.
Beşiktaş JK Denetim Kurulu Üyesi Özgür Şentürk:
"Önümüzdeki 1 yıl içinde nasıl bir gelir öngördüğümüzü ve nasıl bir gider olduğunu görüyorsunuz detaylarıyla. Bu tablonun sonunda 97 milyon Euro bir nakit açığı olacak gibi görünüyor. Dikilitaş'tan gelen 20 milyon Euro'yu koyarsak 77 milyon Euro gibi bir nakit açığı var. Bu tablo hep bir şekilde çekirge zıplıyor, her geldiğimizde bu tabloyu sunuyoruz. Bu nakit akış tablosu moral bozucu. Bizim bir yerden 77 milyon Euro para bulmamız gerekiyor. Bu sorunu kalıcı olarak çözmenin yoluna bakmak gerekiyor. Bunun yolu ya bir takım ek gelirler elde edeceksiniz ya da giderlerinizi daha kontrol altına alacaksınız. Hatta ikisini birden yapmanız gerekiyor. Dikilitaş projesi çok kıymetli, ciddi kaynak aktaracak. Dikilitaş'tan gelecek rakam, temel sorunları çözmek için kullanmazsak, yıl içindeki genel ihtiyacı karşılamak için kullanırsak Dikilitaş'tan gelen para bittiğinde aynı şeylerle karşılaşırız."
Beşiktaş JK Denetim Kurulu tarafından sunulan yıllık maaş ve yan haklar tablosu
Beşiktaş JK Denetim Kurulu tarafından sunulan yıllık bonservis taksitleri tablosu
Beşiktaş JK Denetim Kurulu Üyesi Özgür Şentürk:
"Bu tablo, mevcut şu an imzaladığımız kontratlarla ilgili. Bu tablonun ideali yatay olması veya en azından çok az aşağı gidiyor olması önümüzdeki yıllarda. 2025 yılında ciddi bir sportif harcama yapıldı. Finansal borçlar ve ticari borçlarda çok ciddi artış vardı, 8.2 milyar gibi ticari borcumuz vardı. Onun kaynağı burası. Yaz ve kış transfer döneminde ciddi harcamalar yaptık."
Başkan Serdal Adalı, 2026 Yılı 2. Olağan Divan Kurulu Toplantısı’nda konuşma yapıyor.
Serdal Adalı:
Karşınızda 1.5 yılını doldurmuş bir yönetim kurulu olarak duruyoruz. Göreve geldiğimiz günlerde camiamıza 1.5 yıl gibi bir hazırlık devresi geçireceğimizi söylemiştik. Bugün görevi devraldığımız noktanın çok daha ötesinde sportif başarı için mücadele edecek Beşiktaş'ın temellerini atmış durumdayız.
2026-2027 sezonuna yepyeni bir futbol yapılanmasıyla başladık. Beşiktaşlılar'ın gönlünde özel bir yeri olan Önder Özen hocamızı futbol direktörlüğü görevine getirdik. Teknik direktörlük görevine ise İtalyan futbolunun yükselişteki teknik adamı Vincenzo Italiano'yu getirdik. İki kıymetli futbol adamının Beşiktaş'ta önemli işler yapacağına yürekten inanıyorum. Bizler de yönetim kurulu olarak takımımıza güç katacak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kadroyu tamamladığımızda hepimizin özlediği Beşiktaş'ı izleteceğimizden hiç şüphemiz yok.
Sezon boyunca yarışan ve kazanan bir Beşiktaş inşa etmeye çalışıyoruz. Bundan hiçbir Beşiktaşlı'nın şüphesi olmasın. Biliyorum ki önümüzdeki sezonda futbol takımımızdan büyük mutluluk duyacaksınız
Önümüzdeki sezonda futbol takımımızdan büyük mutluluk duyacaksınız.
Basketbolda da sizlere verecek güzel haberlerimiz var. Geçtiğimiz sezon hem ligde hem EuroCup'ta final oynama başarısı gösteren, son ana kadar şampiyonluk mücadelesi veren erkek basketbol takımımız, yıllar sonra ülkemizi Avrupa'nın en üst seviye basketbol organizasyonu EuroLeague'de temsil etmeye hak kazandı. Beşiktaş bugün EuroLeague'de yeniden katılıyorsa bunda takım organizasyonumuzun payı büyüktür. Basketbolda yaşadığımız kötü sezonlardan sonra her geçen gün daha da güçlenen organizasyon kurduk. Sahada inanılmaz mücadele ortaya koydu çocuklar.
Yaptığımız sponsorluk anlaşmaları, oyuncu satışları, gayrımenkul projeleri, futbol takımımızda yaptığımız bütçe düzenlemesi sayesinde Beşiktaş'ta yıllardır görülmeyen bir mali başarıya imza attık. Beşiktaş'ın mali yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek UEFA ile imzaladığımız uyum anlaşma sürecini de tamamladık. UEFA tarafından kulübümüze bizden önce konulan bütün finansal kısıtlamaları kaldırdık. UEFA'nın kararı şunu gösteriyor; UEFA, kulübümüzün finansal çalışmalarını olumlu karşıladı ve Beşiktaş yıllar sonra finansal bağımsızlığını kazandı.
Gelin görün ki FFP anlaşmalarına uymayıp, UEFA'nın koymuş olduğu finansal kuralları ihlal edip Beşiktaş'a UEFA'dan ceza aldıranlar maalesef kahraman ilan ediliyor bu camiada.
Bizim için sağda solda Beşiktaş'ın borcunu artıran yönetim diyorlar. Bu algıları yapan arkadaşları tebrik ediyorum. Baksanız koskoca UEFA bile bu işten sizin kadar anlamıyor. Ne hikmetse o çok övünen yönetim kurulları için vermediği kararı, bizim çalışmalarımız sonrasında veriyor. Beşiktaş'ın finansal kısıtlamalarını bizim dönemimizde kaldırıyor. Biz Beşiktaş'ın UEFA nezdindeki kısıtlamaları kaldırırken sadece sportif borçları, banka faizlerini ödemekle kalmadık. Bizden öncekilerin yaptığı usulsüz işlerin cezalarını da ödeyerek bunu başardık. Göreve geldiğimiz ilk anda söylediğimiz gibi Beşiktaş mali bağımsızlığını kazanacak. Kendi ayakları üzerinde duran bir organizasyona kavuşacak. Ne derlerse desinler, algı yapmaya devam etsinler. Tarih bizleri bugün UEFA anlaşmasında olduğu Beşiktaş'ın finansal bağımsızlığını sağladı diye yazacak. Bunu herkes bilsin.
Divan Kurulu toplantımızdan 3 gün önce Denetim Kurulumuzun dönem raporu camiamızla paylaşıldı. Beşiktaş tarihinin belki hiçbir döneminde bizim kadar şeffaf olunmadı. Kimse Beşiktaş'ın kurullarıyla bizim kadar işbirliği içinde olmadı. Buna rağmen Denetim Kurulu raporunda yazan bazı ifadeleri de şaşkınlıkla okudum. Dikilitaş gayrımenkul projemizden gelen gelirin, yöneticilerin alacakları için kullanılması konusuna cevap vermek isterim. Biz Bankalar konsorsiyumuna 50 milyon Euro tutarında yüklü bir ödeme yaptık. Kalan borcumuzu da tamamen Beşiktaş menfaatlerine uygun olacak şekilde 5 yıllık vadeyle yapılandırdık. Dikilitaş gelirini, yaptığımız bu ödemeden 2 ay sonra kasamıza koyabildi. Biz Bankalar konsorsiyumuna ödeme yapmak için Dikilitaş'tan gelecek gelirin bu ilk kısmını beklemiş olsaydık, ödemeyi 2 ay daha geç yapacak, 2 aylık bir faiz yükünü de ödemek zorunda kalacaktık.
Ne yazık ki borç ödeyen, Beşiktaş'a kasa kolaylığı sağlayan yönetim kurulu farklı bir anlatımla itham edildiğine şahit olduk. Beşiktaş'ı rakamlarla bilgilendirmek en doğru yoldur. Denetleme Kurulu raporda bizim Emlak Konut'tan 1 milyar 280 milyon TL aldığımızı belirtiyor. Biz ise nisan ayında Tüpraş, Beko ve Nike'tan sponsorluk gelirlerini Bankalar konsorsiyumuna yatırdık. Bankalara nisan ayında 2.4 milyar TL'lik bir ödeme gerçekleştirdik. Yani Dikilitaş'tan elimize gelen paranın üzerine 1.1 milyar TL koyarak tarihin en büyük borç kapatma işlemini yaptık belki de. Emlak Konut'tan gelen paranın üzerine 1.1 milyar TL ekleyip 2 katı borç ödediğimiz halde, bu paradan yöneticilerin alacakları ödendi gibi bir yargıya varmak da açıkçası artniyetli buluyorum.
Bankalar konsorsiyumu borcu konusunda hızlı davranmak, faiz yükünden kurtarmak için Dikilitaş'tan gelecek parayı beklemek yerine kulübün sponsorluk gelirlerini buraya kullandım. Dikilitaş'tan ön ödeme geldiği anda gelen parayı kulübün işleyişi için kullandım. Beşiktaş'ın gündelik borçlarını ödedik. Bu hesabı toplama işlemi yapabilen çocuklar bile anlar. Her ne hikmetse bir tek Denetim Kurulumuz anlamadı. Bu operasyonların ilk gününden son gününe kadar Denetim Kurulu'na hep sorduk, beraber gittik, gelecek paraları böyle kullanacağız diye paylaştık. O gün de bu yanlış, bu doğru demediler. Ben anlamıyorum.
Dikilitaş'tan gelecek parayı bekleyip, 2 ay daha faiz ödeyip 1 milyar daha mı az borç kapatsaydık. İnanın hayret ediyorum. Çok iddialıyım, hiçbir yönetim ne sponsorluk gelirlerinden ne de oyuncu satışlarından 1 tek kuruş götürüp bankalara ödeme yapmamış. Biz sermaye artırımı yapmışız, sponsorluk anlaşmaları yapmışız, oyuncu satışı yapmışız, ne topladıysak bankalara ödeme yapmışız. Bir de üzerine itham ediliyoruz, itibar suikastına uğruyoruz. Hayretler içindeyim.
Beşiktaş camiasının bilmesi gereken en önemli nokta şu; Dikilitaş projesinin gelirleri borçların ödenmesinde kullanacak demiş miyiz, demişiz. Emlak Konut'tan 1.280 milyar TL ödeme almış mıyız, almışız. Bankalara ödemiş miyiz, ödemişiz bu tutarı. Emlak Konut'tan gelen paranın 2 katını ödemişiz. Biz 2 katı borç ödeyeceğiz, siz hala yöneticiler şahsi alacaklarını aldı diyeceksiniz. Kusura bakmayın, böyle bir şeye kimsenin evet diyecek hali yok. Siz buraya böyle bir ithamla gelemezsiniz. Kimsenin böyle bir hakkı yok.
Yönetim olarak görevi devraldığımızda 128 milyon dolar olan banka borçlarımız, 53 milyon dolar seviyesine düşmüş vaziyette.
Yapılan tüm algılara rağmen kulübümüzün belini büken banka borçlarıyla ilgili çok önemli bir yol aldık. Bunu herkes bilsin.
Denetim Kurulu'ndaki arkadaşlar, görevdeki üçüncü döneminiz. Farklı yönetim ve divan kurullarıyla çalıştınız. Bizi giderayak sponsorluk geliri kırdırıp alacaklarını kur farkıyla tahsil edenlerle karıştırmayın.
Yıllarca Denetim Kurulu raporları hazırlandı. O raporlarda kişilere, eski yöneticilere olan borçlar kısmında hep Serdal Adalı yazıldı. Ben o dönemin yöneticilerine bunu raporlara yazmamalarını defalarca söyledim. Benim adımı oraya siz yazdınız, ben değil. Benim Beşiktaş'tan alacağım olmaz dedim defalarca. O rakamı da yönetimde olmadığım zamanlarda forma alarak, loca alarak, yine kulübün menfaatine kullanılmak üzere her zaman yardımcı oldum. Cari hesabım orada, herkes bakar paranın nereye gittiğine. Beşiktaş'a şu parayı verdim demekten hayatımda boyunca haya ettim, utandım.
Lütfen ne beni ne de yönetimde olan arkadaşlarımı lütfen ama lütfen başkalarıyla karıştırmayın. Denetim Kurulu raporlarında doğru dili kullanın ki Beşiktaş camiasını yanıltmayın. 3 gündür ortalık yangın yeri. Kullandığınız bu dil bize gösteriyor ki kulübün datalarını uçursak, belgelerini paylaşmasak ve hatta yok etsek, sahte imzalı evraklar göndersek gözünüzde daha başarılı ve kıymetli olurmuşuz. Denetim göreviniz için tüm imkanları, belgeleri sunmasak gözünüzde belki çok daha başarılı oluruz.
Şeffaflık demek, kulübün en özel ve en mahrem bilgilerini çarpıtılmış rakamlarla ortaya serilmesi demek değildir. Beşiktaş camiasının bir özeli olmayacak mı! Siz bu konuda yanlış yaptığınız ne yazık ki. Camiayı da yanlış bilgilendirdiniz. Ne görüyorsan onu yazacaksın. Tek satırla geçmek yerine, onun niye öyle olduğunu belirtirseniz insanlar da doğru bilgilenir. Biz de hoş olmayan vaziyetlere düşmeyiz.
Sezon öncesi olumlu bir hava yakalamışken manipülatif anlatımlarla maalesef bu olumlu havayı kaçırdık. Mali kurullara rapor yetiştiremezken başka yönetimlere yapmadığınız şahsi yorumları yapıyorsunuz. Hakikatler burada. Sizi de mi bir denetletsek ne yapsak!
Bazı transferlerde önemli bonservis ödemeleri yaptık, doğrudur. Sportif başarı için gerektiğinde yine yapacağız. Mali koşullarını, vadelendirmelerini Beşiktaş için en uygun şartlarda yapacağız. Mümkün olduğu kadar uzatıyoruz zaten. Gerekirse Beşiktaş'a yine kendi kaynaklarımızla kasa kolaylığı sağlayacağız. İlerleyen dönemde yine toplam yükümlülükte artış yazacaksınız. Önemli olan şu, bizim aldığımız hiçbir oyuncu Beşiktaş'a zarara sokmayacak. Bir oyuncumuzla yollarımızı ayırıyorsak o oyuncu Beşiktaş'a, yabancı futbolculardan bahsediyorum, mutlaka bonservis kazandıracak. Bunu 1.5 senede gördük zaten. Bizim dönemimizde transfer edilen her oyuncuyu da aldığımız transfer bedelinin daha üzerinde bir bonservisle gönderdik. Bunun dışında kadromuzda Beşiktaş'ın istediği zaman bonservis geliri elde edeceği oyuncular kazandırdık, kazandıracağız. Yıllarca tek bir kuruş bonservis geliri elde edemeyen Beşiktaş'a, Denetim Kurulu olarak bu açıdan yaklaşmanızı rica ediyorum. Bugün elimizde istediğimiz zaman transfer geliri elde edeceğimiz birçok oyuncumuz var. Orkun Kökçü, Agbadou, Murillo, Oh, Djalo, Cerny, Ndidi... Diğer tüm oyuncularımız çok değerli, hepsinin piyasası var, hepsinin talibi var. Ancak oyuncularımızı satmak gibi bir niyetimiz yok. İçlerinde futbol hayatının sonuna gelmiş, kıyak emekli edilmiş hiçbir oyuncumuz yok.
Geçmiş dönemlerde getirilen o kıyak emeklilerin maaşlarını, fesih bedellerini ödüyoruz. Yani faiz öde, bankayı öde, 32 tane adam yolla, onların gidiş paralarını öde, yolladığın yerde maaşlarını öde. Hal böyleyken bütün Beşiktaş camiasına soruyorum, bizim transfer ettiğimiz oyuncular zarar mıdır varlık mıdır?
Bugün elimizde istediğimiz zaman transfer geliri elde edeceğimiz birçok oyuncumuz var. Orkun Kökçü, Agbadou, Murillo, Oh, Djalo, Cerny, Ndidi... Diğer tüm oyuncularımız çok değerli, hepsinin piyasası var, hepsinin talibi var. Ancak oyuncularımızı satmak gibi bir niyetimiz yok. İçlerinde futbol hayatının sonuna gelmiş, kıyak emekli edilmiş hiçbir oyuncumuz yok.
Ben göreve geldiğimden beri kişilere bağlı olmayan ekonomilerin önemini ifade ettim, bu düşüncelerimin hala arkasındayım. Kulübümüze dün de kaynak sağladık, bugün de sağlayacağız, gelecekte de ne gerekirse yapacağız. Bir gün belki bizler de Beşiktaşımıza sağladığımız kaynağı belki geri alacağız. Ancak sağlayacağımız bağımsız mali yapı sayesinde Beşiktaş'a herkesin parası ödendiğinde dahi zorda kalmayacak. Biz bu görevi geride bıraktığımızda alacağımız olsa da olmasa da hiçbir şahıs ben Beşiktaş'a şu kadar para verdim, bu kadar sildim, bu kadar hibe ettim kimse çıkıp şovunu yapamayacak. Bu kişiler, bu sloganlar Beşiktaş'ta artık alkışlanmayacak. Kendimizi alkışlatmak için değil güçlü, başarılı, finansal olarak bağımsız Beşiktaş bırakmak için samimi söylüyorum çok çalışıyorum. Bunda da muvaffak olacağız.
Geçtiğimiz sezon yönetim kurulu olarak kombinelerde ilk kez fiyat ayarlaması yaptık. Bugün tepki almamıza sebep olan kapalı tribün kombineleri için taraftarlarımızın isteğini de göz önünde bulundurduk. Kapalı tribün kombilerimizi, ezeli rakiplerimizin eş değer kombine fiyatlarının yarısını satışa çıkardık. Normalde geçen sezon kapalı tribün fiyatları 50-60 bin bandında olsa, indirim yapmasak, bugün gündem dahi olmayacaktı. Öyle kapalı tribünü neler söylüyorlar ya... Öyle kapalı tribünü bitirmek falan, bunlar boş sloganlardan ödeye gitmez. Geçtiğimiz sezon, kapalı tribün herkesin erişebileceği uygun bir fiyattayken takıma nasıl bir etki yaptı? Geçen sezonki rayicin oldukça altındaki fiyatlandırmanın Beşiktaş'a, Beşiktaş tribünlerine bir katkısı oldu mu! Tribün olarak hangi maça etki ettik? Takımımıza ne kadar güç olabildik! Bunun öz eleştirisi yapılsın kendileri tarafından.
Biz sezon boyunca rakipleri üzerinde oluşturmamız gereken baskıyı, ne yazık ki kendi takımımıza kurduk.
Kapalı ruhu dediğimiz ruh mekandan bağımsızdır. Kendini her yerde gösterir. Beşiktaş sevgisi, stadyumun illaki belli bir yerinde olmaya endeksli değil. Kale arkasında maç seyreden de kapalıdaki kadar Beşiktaşlı.
Milleti bilet fiyatıyla mı terbiye edeceğim! Bunu bana nasıl yakıştırırlar. 20 senem onlarla geçmiş. Kombine fiyatlandırması, Beşiktaşımızın menfaatleri doğrultusunda yapılmıştır. Amacımız tribünlerin daha organize daha tek ses olmasını sağlamaktır. Beşiktaş taraftarı kapalıda, kale arkasında, numaralıda, deplasmanlarda Beşiktaş'a en büyük desteği verecek. Sahada da, tribünde de çok daha iyi çok daha başarılı bir Beşiktaş göreceğiz.
Duhuliye.com