Futbol

“Beşiktaş rakibini türbülansa sokuyor”

Neo Spor’da yayınlanan “Siyah Beyaz” programında konuşan Ali Ece ve Semih Sezerli, Beşiktaş’ın Erzurumspor karşısında ortaya koyduğu futbolu ve Vincenzo Italiano’nun oyun anlayışını detaylı şekilde değerlendirdi.

Siyah-beyazlıların pres gücü, pozisyonel değişimleri ve oyunun temposunu kontrol edebilme becerisi üzerinde duran ikili; Leandro Trossard, Emmanuel Agbadou, Hyeon-gyu Oh ve diğer oyuncuların sistem içerisindeki rollerini de değerlendirdi.

“Italiano’da Guardiola ile Klopp’un özellikleri bir arada var”

Ali Ece, Erzurumspor Teknik Direktörü Serkan Özbalta’nın maçın ardından yaptığı değerlendirmelerden hareketle Vincenzo Italiano’nun oyun anlayışını anlattı:

“Serkan Özbalta Hoca, ‘Kaos ortamı oluşturup çoğalmayı ve takım savunmasını çok iyi yaptıklarını gördüm.’ dedi. İşte futbolda başarı, kontrollü kaos. Klopp ile Guardiola’nın son 10 yıldaki en üst düzey teknik direktörlükte ortak noktaları buydu. İkisinin de kontrolü farklıydı. Guardiola daha çok pasla oyunu kontrol ederken Klopp daha çok tempoyla kontrol ediyordu. Italiano’da ikisi birden var. İkisini de çok güzel yapıyor.”

Beşiktaş’ın iç sahadaki başlangıçlarına da dikkat çeken Ece, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İç sahada altı maç ve altısında da Beşiktaş ilk 15 dakikayı önde kapatıyor. Ev sahibi ilk golü attığında yüzde 75 ile 84 arasında kazanma oranı var. Beşiktaş bir de rakip ceza sahası içerisinde 44 kez topla buluşmuş. Yani ilk golü atıyor ve devam ediyor. Bu çok önemli. Hoca da bu takımın gerçekten büyük bir potansiyeli olduğunu ve daha da gelişebileceğini düşündüğünü söylüyor.”

Italiano’nun kariyerine de değinen Ece:

“Hep söylüyorum; delilik ve dahilik bir paranın iki yüzü gibidir. Büyük hocalardan birinin söylediği gibi, büyük fikirlerini teoriden pratiğe geçirene kadar her maceracıya deli derler. Italiano’nun da İtalya’da lakabı ‘deli’ydi. Çünkü delicesine bir iş başardı gerçekten. Serie D’de başlayıp takımını Serie C’ye, oradan Serie B’ye çıkardı. Spezia ve Fiorentina dönemleri var. Avrupa kupalarında da ilk maçından itibaren en yüksek galibiyet yüzdesine sahip üç hocadan bir tanesi. O yüzden perşembe günkü Marsilya maçı için çok heyecanlıyım ve bir an önce başlasın istiyorum. Çünkü Beşiktaş’ı izlemeye doyamıyorum.” ifadelerini kullandı.

Semih Sezerli: “PPDA’da ligin lideri Beşiktaş”

Semih Sezerli ise Beşiktaş’ın pres gücünü PPDA verileri üzerinden değerlendirdi:

“İkinci ve üçüncü bölgede savunma aksiyonu başına rakibe yaptırılan pas sayısına baktım. Beşiktaş şu an beşinci haftanın sonunda burada lider. Beşiktaş 9,6 PPDA değerine sahip. Arkasından Rizespor 10,7 ile geliyor. Çok büyük bir fark var. Fenerbahçe de 11,2 ile üçüncü sırada.”

Sezerli, söz konusu verinin yalnızca sıralamadaki yer üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti:

“Rizespor da Fenerbahçe de bu istatistiği skor tabelasına kendi lehlerine olumlu şekilde yansıtamadılar. Dördüncü Gaziantep, beşinci Samsunspor, altıncı Galatasaray, yedinci Göztepe, sekizinci Trabzonspor. İlk sekizdeki takımlar içerisinde bunu gerçekten misyon edinmiş, plan dahilinde yapan ve sonucunda PPDA’nın devamını skora götüren tek takım Beşiktaş.”

“Yanlış anlaşılmasın, tekrar söylüyorum. Trabzonspor’un bu listede olmasının, Göztepe’nin bu listede olmasının hiçbir önemi yok. Galatasaray’ın bu listede olmasının şu an bir önemi yok. Çünkü buna uygun bir oyun oynamıyorlar. İkinci ve üçüncü sırada Rizespor ile Fenerbahçe var. Oyunları bunu anlatmıyor.”

“PPDA verisinde, yani ikinci ve üçüncü bölgede savunma aksiyonu başına rakibe yaptırılan pas sayısında Beşiktaş en iyi sıradaysa; en az pas yaptıran, zinciri çabuk bozan ve kıran, presin şiddeti ile kalitesinin ölçüldüğü bu istatistikte Beşiktaş birinciyse bu tamamen planla alakalı bir şey.”

“Beşiktaş pozisyonel değişimler takımı”

Beşiktaş’ın sahadaki dizilişinin tek bir formasyonla açıklanamayacağını belirten Sezerli, siyah-beyazlıların hücum yerleşimini şöyle anlattı:

“Özellikle dikkat ettim. Bu çok konuşuluyor; 4-3-3 diyorlar, 4-1-4-1 diyorlar. Hepsi de oluyor. Bence çok takılmamak lazım. Ama rakip yarı sahaya konumlandığında 3-6-1’i çok net gördüm. Beşiktaş’ta Agbadou, Emirhan ve Salih; sonra altılı bir hat ve önlerinde Oh. Ama o 3-6-1 de sürekli rotasyona uğruyor.”

“Oh kendisini çizgiye atıyor ve asisti yapan oyuncu oluyor. Trossard çizgiden içeriye geliyor; golü atan, atağı kuran ve düzenleyen oyuncu oluyor. Ben artık Beşiktaş’a ‘pozisyonel değişimler takımı’ diyorum. Sol bek Ouattara ters tarafa, yani sahanın bir ucundan diğer ucuna gidiyor ve topla buluşuyor. Cerny sağ kanattan birden sol kanada geçiyor ve pozisyona giriyor. Acayip bir örgü var. Bu da Erzurumspor’un savunma mekanizmasını bozuyor.”

Sezerli ayrıca Beşiktaş’ın yalnızca pres yapan bir takım olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizerek, “Biz Beşiktaş’ı pres takımı olarak anlatıyoruz, doğru. Ama toplam 684 pas var.” dedi.

“Ne çalışıyorsan onu oynarsın”

Ali Ece ise Beşiktaş’ın saha parselizasyonuna dikkat çekti:

“Saha parselizasyonunda üçe bölmenin bir manası yok. Birinci alan, ikinci alan, üçüncü alan diye bakamazsınız. Çünkü Beşiktaş özellikle o söylediğin 3-6-1’deki altı oyuncusuyla sürekli alan değiştirerek oynuyor. Serkan Özbalta Hoca da bundan bahsetti. Trossard gerçekten kanat bek gibi parselizasyon yapıyor, kendisini taç çizgisine atıyor, sol bek de arkaya deplase oluyor.”

“Beşiktaş bunu geçen hafta Fenerbahçe derbisinde de yaptı. Serkan Özbalta Hoca bunu fark etti ama yine engelleyemedi. Bu kez Trossard kendi pişirdiği yemeği yedi. Soldan atağı yine kendisi geliştirdi. Bu kez Rıdvan yoktu, Ouattara vardı. Kendisi gidip boş kaleye attı.”

Ece, bu organizasyonların antrenman ürünü olduğunu vurgulayarak:

“Bir kere muazzam bir şekilde çalışılmış. Futbolda ‘Ne çalışırsan onu oynarsın.’ kesin bilgisini yayabiliriz. Çok çalışılmış bu pozisyonlar. Trossard sonradan katılmasına rağmen, Dünya Kupası nedeniyle Beşiktaş’ın hazırlık kampında olmamasına rağmen, bu oyun için biçilmiş kaftan bir oyuncu.” ifadelerini kullandı.

“Mario Gomez’den beri Beşiktaş’a gelen en iyi santrfor Vlahovic”

Ali Ece, yıldız oyuncular ile takım oyunu arasındaki ilişkiye de değindi:

“Genç insanlar futbola daha bireyci, yıldızları daha fazla ikonlaştırarak bakma eğilimindeler. Odalarına poster asıyorlar. Ben en son Mario Gomez geldiğinde posterini asmıştım. Çünkü takıma çok tamamlayıcı bir unsur olarak gelmişti.”

“Mario Gomez’den beri Beşiktaş’a gelen en iyi santrfor Vlahovic. Vlahovic yokken Beşiktaş bu oyunu oynamaya devam ediyor. Galatasaray, Osimhen yokken aynı oyunu oynayabiliyor mu? Oynayamıyor. Çünkü orada bir teknik adamlık ezberi ve Osimhen’e bağlı bir tembellik var. Teknik adamlarda olur bu. Galatasaray bu problemi yaşıyor.”

“Trossard üç golün de içinde”

Trossard’ın Erzurumspor karşılaşmasındaki performansını detaylandıran Ece ve Sezerli, Belçikalı oyuncunun üç golde de doğrudan ya da dolaylı katkısına dikkat çekti.

Ali Ece:

“Trossard üç golün de içinde. Sadece tabelayı yapan oyuncu değil. İlk golde Orkun ortaladı, Emirhan çıktı, harika bir vuruş yaptı ve kornerden gol attı diyebilirsiniz. Hayır, öncesi var. Orkun ile Ouattara beraber sıkıştırıyorlar. Ondan sonra Olaitan alıp ilerletiyor. Oh biraz kutudan sıyrılıyor. Olaitan ile beraber ikiye bir yapıyorlar. İşin sonunda top Trossard’ın önüne düşüyor. Şutunu atıyor, isabetli şut ve kaleci kornere çeliyor.”

İkinci golü anlatan Sezerli ise:

“İkinci gol, sekiz pasta 22 saniyede finalize edilen bir pozisyon. Trossard bu kez orta sahanın iç cebi dediğim yere geliyor. Bek çizgiye basıyor. Ouattara ile beraber ikiye bir oynuyor. Ondan sonra Oh yine kutudan çıkıyor, stoperi çekiyor ve manipüle ediyor. Ardından servisi yapıyor. Trossard koşuya devam ediyor ve üç oyuncunun arasından sızarak içeriye giriyor. Orada golü atan oyuncu oluyor.”

Üçüncü gole ilişkin değerlendirmede ise Trossard’ın Kartal Kayra Yılmaz’a verdiği pas ve devamındaki organizasyon öne çıkarıldı:

“Üçüncü golde Kartal’a pası veren oyuncu Trossard. Ouattara da Trossard ile Kartal’ın arasında bir pas istasyonu olarak pozisyon alıyor. Savunma, herhalde sol açık oyuncusu geçen hafta olduğu gibi sol beki kaçıracak diye pozisyon alıyor ve Kartal oradan sızıyor.”

“Kartal sol ayağıyla mükemmel bir orta yaptı. Agbadou’ya gelen top, Murillo’ya düşürüldü. Murillo içeriye bıraktı ve bu kez İlhan Fakılı’dan tekrar verim aldığını gördük.”

“Herkesten maksimum verimi almaya çalışıyor”

Italiano’nun kadro içerisindeki farklı oyunculardan aldığı katkıya dikkat çeken ikili, üçüncü goldeki organizasyonu örnek gösterdi:

“Üçüncü golde herkesten katkı alıyor. Kartal var, Murillo var, İlhan Fakılı var. Herkesten alabileceği maksimum verimi almaya çalışan bir teknik direktör.”

Ali Ece, İlhan Fakılı üzerinden Italiano’nun oyuncu kullanımına da değindi:

“Daha ilk resmi Beşiktaş maçından başladı. Beşiktaş’ın flaş transferi Trossard, Dünya Kupası nedeniyle yoktu ve İlhan Fakılı o maçın en iyilerinden bir tanesiydi. O gün söyledik; Önder Özen’e teşekkür ederiz. Bu İlhan Fakılı’nın mümkünse orta saha, stoper ve sağ bek versiyonları varsa, Avrupa’da oynayan genç Türkler varsa onları da transfer edelim.”

“Bu teknik direktör başarısıdır”

Ece ve Sezerli, Trossard ile Agbadou’nun Dünya Kupası nedeniyle takıma daha geç katılmalarına rağmen gösterdikleri performansa da dikkat çekti.

“İki haftadır kimler çok iyi oynuyor? Bir, Trossard. İki, bu maçın en iyilerinden bir tanesi Agbadou’ydu. Geçen maç da bayağı iyiydi ama gole sebep olan bir pozisyon vardı. Bu maç Agbadou için kusursuzdu diyebilirim.”

“Bunlar Dünya Kupası tayfası. Dünya Kupası’ndan geldiler. En başta Beşiktaş’la çalışmadılar. O yüzden başlangıçta Trossard yerine İlhan Fakılı, Agbadou yerine Djalo oynadı. Djalo’dan verim aldı mı? Sergen Yalçın dönemine göre çok daha iyi bir Djalo izledik mi? İzledik. Djalo’yu tekrar hatırladık.”

“Şimdi ‘Neden Djalo oynamıyor da Emirhan ile Agbadou oynuyor?’ diye sorgulayan, şikâyet eden var mı? Yok. Bu teknik direktör başarısıdır.”

“Boş kaleye atılan gol teknik direktör golüdür”

Beşiktaş’ın rakip savunmayı tamamen çözerek boş kaleye kadar gidebildiği pozisyonlara vurgu yapan Ali Ece:

“Beşiktaş sürekli boş kaleye pozisyonlar buluyor. İlk haftalarda Murillo ile bunu yapıyordu, bu maçta Trossard ile yaptı. Bir teknik direktörü taktik açıdan en fazla mutlu eden gol, rakibin artık hiçbir oyuncusu kalmayıp boş kaleye atılan goldür.”

“Çünkü satranç gibi düşünün. Serkan Özbalta’nın söylediği gibi günümüz Avrupa futbolunda bu çok oluyor. Sen orada bir üstünlük sağlamaya çalışırken Beşiktaş sana karşı 5’e 4 ya da 4’e 3 olabiliyor. İşte aradaki bir oyuncu boş kaleye gol atan oyuncu oluyor. Bu kesinlikle teknik başarının en önemli ölçülerinden biri.” dedi.

Semih Sezerli: “Beşiktaş rakibini türbülansa sokuyor”

Semih Sezerli, Erzurumspor karşılaşmasını değerlendirirken Beşiktaş’ın ortaya koyduğu oyunu “türbülans” benzetmesiyle anlattı:

“Erzurumspor maçının özetini kendi kafamda çıkardığımda Beşiktaş’ın oyununa ‘esinti’ desek çok az kalır. Gerçekten esintinin ötesinde, kuvvetli bir rüzgâr gibi sallıyor ve rakibini türbülansa sokuyor. Net şekilde rakip türbülansa giriyor.”

“Nasıl giriyor? Topla oynama yüzde 73, pas isabet yüzdesi yüzde 92, rakip ceza sahasında topla buluşma 44. Penaltısız gol beklentisi 2,35-2,40 civarında. En önemlisi oyunu kontrol ediyor. Hem domine ediyor hem kontrol ediyor.”

“Beşiktaş istediği zaman oyunun ateşini kısıyor”

Sezerli, siyah-beyazlıların yalnızca yüksek tempolu oyunuyla değil, gerektiğinde tempoyu düşürerek maçı kontrol etmesiyle de öne çıktığını söyledi:

“2-0’dan sonra ikinci yarıda bir sekans var. Oyunu demlemeye aldığı dönem. Ateşini kıstı, topa sahip oldu, güvenle pas yaptı. Aktif dinlenme yaptı.”

“Beşiktaş şu anda o kadar olgun ki... Büyük takımlar sadece dominant, baskılı ve hücum oynayarak büyük takım olamazlar. Bence istediğin zaman kontrollü şekilde aktif dinlenmeye geçip güvenli pas yapabilmek, daha dominant olduğunu gösteriyor. Çünkü sen karar veriyorsun.”

“Diyorsun ki, ‘Bir dakika, top bende kalacak. Topa sahip olarak savunma güvenliğini alacağım, aktif dinleneceğim. Sen de bana gelemeyeceksin, yaklaşamayacaksın.’ Bence Beşiktaş’ın en büyük artılarından biri oyunun temposunu ayarlayabiliyor olması.”

Agbadou değerlendirmesi: “Demek ki yapabiliyormuş”

Ali Ece, Emmanuel Agbadou’nun top kullanma becerisine ilişkin geçen sezondan bu yana yapılan eleştirilere de değindi:

“Demek ki Agbadou topu kötü kullanmıyormuş. Geçen sezon, kullanabileceğinden daha zor pozisyonlarda top kullandırtmaya çalıştığın için o pas hatalarını ve büyük hataları yapıyormuş.”

“İlk yarıyı Agbadou sıfır pas hatasıyla tamamladı. İkinci yarıda da ilk hatasını 49. dakika civarında yaptı. Hemen ardından VAR’a gidip iptal edilen pozisyonda Agbadou’nun pası çok iyi. Hakikaten çok iyi bir pas. Zamanlamalı pas atabiliyor, stoperin önüne girebiliyor. Demek ki yapabiliyormuş.”

Ece, Agbadou transferine ilişkin beklentilerin geçen sezon yanlış oluşturulduğunu da ifade etti:

“Geçen sezonki hata neydi? Sanki dünyada tek stoper Agbadou’ymuş gibi aylarca bekledin. Beklentiyi çok yükseltiyorsun. Aymeric Laporte gibi top kullanan, Sergio Ramos gibi top kesen birini hayal ediyorsun ve 18-20 milyon euroya Agbadou’yu getiriyorsun. Ama şimdi en azından bu oyuncu böyle devam ederse ödediğin fiyat kadar değerini yükseltir.”

“Doğru oyuncuya doğru parayı vermek gerekiyor”

Italiano’nun daha önce çalıştırdığı futbolcuların piyasa değerlerine yaptığı katkıyı hatırlatan Ali Ece:

“Italiano’nun değerini fazlasıyla artırdığı, fiyatını tavan yaptırdığı oyuncular var. Vlahovic’in Fiorentina’dan Juventus’a gidişi, Lucumi... Bir sürü örnek var.”

“Türkiye’de adı geçen oyuncularda hemen ‘Kaleciye o para verilir mi?’ deniyor. Nasıl verilmez? Nübel’e vermeyecek misin o parayı? Asıl mesele doğru oyuncuya doğru parayı vermek.”

“Her 4-3-3 aynı zamanda 4-1-4-1’dir”

Programın devamında Beşiktaş’ın saha dizilişi üzerine değerlendirmelerde bulunan Ali Ece ve Semih Sezerli, klasik formasyon tanımlarının Italiano’nun takımını anlatmak için yetersiz kaldığını belirtti.

Ali Ece:

“Her 4-3-3 aynı zamanda bir 4-1-4-1’dir. Bariz bir şekilde. Eğer o 4-3-3, 4-1-4-1’e dönüşmezse hücumdan savunmaya geçişlerde sürekli ‘4-3-3 oynuyoruz’ diyemezsin. Oynamıyorsun.”

Semih Sezerli ise Beşiktaş’ı “pozisyonel değişim takımı” olarak tanımlayarak şu ifadeleri kullandı:

“Beşiktaş, Vincenzo Italiano ile bir pozisyonel değişim takımıdır. Ben böyle bir isim koydum. 4-3-3 ile karşılama yapıyorsun, bazen 4-4-2 ile karşılamaya çıkıyorsun. 4-3-3 diyoruz ama bazen 4-1-2-3 olabiliyor. Bazen 3-6-1 de oluyor. Ortalama pozisyona bakın; 3-6-1.”

“Bütün maç 4-2-3-1 pozisyonu alırsan ve rakip de seni o şekilde karşılarsa boşluk bulamazsın. Çok basit bir şey. Hücum ederken belinden iple bağlanmış gibi oynanmaz. Savunma yaparken ise bazen iple belinden bağlanmış gibi hareket etmen gerekir ki rakibini ofsayt tuzağına düşürebilesin.”

Ali Ece ve Semih Sezerli’nin değerlendirmelerinde öne çıkan ortak nokta ise Beşiktaş’ın Vincenzo Italiano yönetiminde sabit bir formasyondan ziyade, maçın ve pozisyonun gerektirdiği şekilde şekil değiştiren; yüksek presi, pas oyununu, alan paylaşımını ve tempo kontrolünü bir arada uygulayabilen bir takım hâline gelmesi oldu.

duhuliye.com 

www.duhuliye.com
Sosyal medyada bizi takip etmeyi unutmayın!
twitter - instagram - youtube - tiktok - facebook
Duhuliye | Beşiktaş'ın Kalbi | © 2026 

{ "vars": { "account": "GTM-T3XXFJ6" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }