06.11.2026 - 12:03

Takip Et:

CELTIC'TE KAYBEDİLEN SADECE ÜÇ PUAN DEĞİL!

Duhuliye.com yazarı Mehmet Eyüp Yardımcı'nın kaleme aldığı köşe yazısı

Beşiktaş, Glasgow'da iki kez geri dönmeye çalıştı ama futbolun doksan dakika boyunca aynı konsantrasyonla oynanması gerektiğini bir kez daha hatırladı.

Futbol bazen bir maçın bütün hikâyesini birkaç dakikaya sığdırır. Celtic Park'ta oynanan Celtic-Beşiktaş karşılaşması da tam olarak böyle bir maçtı.

Beşiktaş, Glasgow'da sahaya kazanmak için çıktı. İlk yarıda iki takım da kontrollü, temkinli ve risk almaktan uzak bir futbol tercih etti. Celtic, kendi sahasında taraftarının desteğiyle oyunu öne taşımaya çalışsa da Beşiktaş savunması karşısında istediği boşlukları bulamadı.

İlk 45 dakikanın en belirgin özelliği, Beşiktaş'ın oyunu mümkün olduğunca kontrol altında tutma isteğiydi. Ancak bu kontrol, rakip kalede yeterince etkili pozisyonlara dönüşmedi. Topa sahip olmak vardı ama rakip savunmanın dengesini bozacak üretkenlik yoktu.

İkinci yarıya ise daha hareketli bir futbol başladı.

Dakikalar 54'ü gösterdiğinde Ernest Poku'nun ceza sahasında düşürülmesiyle Beşiktaş penaltı kazandı. Junior Olaitan'ın kullandığı penaltıyı kaleci Sam Johnstone çıkardı. Ancak dönen topu takip eden Olaitan, bu kez hata yapmadı ve Beşiktaş'ı 1-0 öne geçirdi.

İşte maçın Beşiktaş adına en önemli sınavı da bu golden sonra başladı.

Bir takım öne geçtiğinde ne yapacağını bilmek zorundadır.

Oyunu rakibin üzerine yıkmak mı, topa sahip olarak tempoyu düşürmek mi, yoksa geçiş hücumlarıyla ikinci golü aramak mı?

Beşiktaş bu soruların hiçbirine sahada net bir cevap veremedi.

ÜÇ DEĞİŞİKLİK, BİR OYUN DEĞİŞİKLİĞİ

Celtic Teknik Direktörü Martin O'Neill, 61. dakikada aynı anda üç oyuncu değişikliğine gitti.

Osmand, Donovan ve Durán oyuna dahil oldu.

Bu değişiklikler yalnızca oyuncu değişikliği değildi. Celtic'in hücum anlayışı, temposu ve ön alan baskısı da değişti.

Nitekim değişikliklerin etkisi hemen görüldü. Callum McGregor'un Beşiktaş'ın çıkarken yaptığı hatayı değerlendirmesiyle başlayan hücumda Callum Osmand, ceza sahası dışından yaptığı vuruşla skoru 1-1'e getirdi.

Burada iki ayrı noktaya dikkat çekmek gerekiyor.

Birincisi, Celtic'in teknik direktör müdahalesiyle oyunun ritmini değiştirebilmesi. İkincisi ise Beşiktaş'ın rakibin değişen oyununa karşı gerekli önlemi zamanında alamaması.

Beşiktaş'ın orta sahası, Celtic'in artan baskısı karşısında topu tutmakta ve savunma ile hücum arasındaki bağlantıyı kurmakta zorlandı. Savunma hattı ile orta saha arasındaki mesafe açıldıkça Celtic daha rahat hücum etmeye başladı.

İşte Avrupa futbolunda küçük gibi görünen bu ayrıntılar, maçların kaderini belirliyor.

ITALIANO'NUN HAMLELERİ VE CELTIC'İN CEVABI

Vincenzo Italiano'nun 70. dakikada Agbadou-Djaló ve Oh-Vlahovic değişiklikleriyle müdahale etmesi, ardından 76. dakikada Salih Özcan'ın yerine Orkun Kökçü'yü oyuna alması dikkat çekiciydi.

Ancak Celtic, oyunun kontrolünü çoktan eline almaya başlamıştı.
78. dakikada Osmand'ın savunma arkasına gönderdiği topta Camilo Durán, kaleci Nübel'i geçerek Celtic'i 2-1 öne geçirdi.

Bu gol, Beşiktaş'ın savunma yerleşimindeki problemleri bir kez daha ortaya çıkardı. Rakibin hücum hattına yaptığı takviyeler ve hızlanan geçiş oyunu karşısında savunma güvenliği yeterince sağlanamadı.

Beşiktaş'ın cevabı ise Orkun Kökçü'den geldi.

85. dakikada yaklaşık 30 metreden gönderdiği muhteşem şutla skoru 2-2'ye getiren Orkun, Beşiktaş'a yeniden umut verdi.

Fakat bu umut yalnızca bir dakika sürdü.

87. dakikada Tierney'nin şutunda topu takip eden Durán, kendisinin ikinci, takımının üçüncü golünü kaydetti.

Bir dakika önce beraberliği yakalayan Beşiktaş, bir dakika sonra yeniden geriye düşüyordu.

Futbolun acımasızlığı bazen tam da burada başlıyor.

TOPA SAHİP OLMAK, OYUNA HÂKİM OLMAK DEĞİLDİR!

İstatistikler Beşiktaş'ın yüzde 62 topla oynadığını, Celtic'in ise yüzde 38'de kaldığını gösteriyor. Şut sayılarında da Beşiktaş 15-10 üstün. Ancak kaleyi bulan şutlarda Celtic'in 6-4 üstünlüğü var.

Bu rakamlar bize önemli bir gerçeği anlatıyor:

Beşiktaş topa daha fazla sahip olmuş, daha fazla şut çekmiş ama rakibinden daha etkili bir oyun ortaya koyamamış.

Futbolun yalnızca istatistiklerden ibaret olmadığını anlamak için bu karşılaşmaya bakmak yeterli.

Topa sahip olmak, oyunu yönetmek değildir. Oyunu yönetmek; rakibin hangi bölgede oynayacağını belirlemek, geçiş hücumlarını engellemek, savunma arkasındaki boşlukları kapatmak ve hücumda doğru zamanda doğru oyuncuyu buluşturmaktır.
Beşiktaş'ın Glasgow'da eksik kaldığı nokta tam da buydu.

Özellikle Celtic'in üç değişiklikle oyunun temposunu yükselttiği bölümde Beşiktaş'ın orta saha ve savunma organizasyonu bozuldu. Rakibin hareketli hücum oyuncularına karşı gerekli alan paylaşımı yapılamadı.

AVRUPA'DA HATA AFFEDİLMİYOR

Beşiktaş'ın Celtic deplasmanında kaybettiği üç puanı yalnızca son dakikada yenilen gole bağlamak doğru olmaz.

Asıl mesele, maçın farklı bölümlerinde ortaya çıkan oyun sürekliliği problemi.

İlk yarıda kontrollü oynayan, ikinci yarıda öne geçen, ardından rakibinin baskısına karşılık veremeyen ve beraberliği yakaladıktan hemen sonra yeniden gol yiyen bir Beşiktaş izledik.

Bu tablo, teknik heyetin üzerinde düşünmesi gereken ciddi bir mesele.

Italiano'nun futbol anlayışında önde baskı, hareketlilik ve hücum organizasyonu önemli yer tutuyor. Ancak hücum futbolu oynamak kadar, hücum ederken savunma güvenliğini korumak da gerekiyor.

Bir takımın hücum oyuncuları ne kadar kaliteli olursa olsun, orta saha ile savunma arasındaki bağlantı koptuğunda rakibe davetiye çıkarırsınız.

Beşiktaş'ın Glasgow'da yaşadığı problem buydu.

Orkun'un muhteşem golü, Olaitan'ın takipçiliği, Poku'nun hareketliliği ve Trossard'ın hücum kalitesi elbette önemli. Ancak Avrupa'da başarı, birkaç oyuncunun bireysel performansından çok daha fazlasını gerektiriyor.

Beşiktaş'ın ihtiyacı olan şey, iyi futbol oynadığı dakikaları çoğaltmak değil, iyi futbolu doksan dakikaya yayabilmek.

Çünkü Avrupa'da rakibinizin size verdiği fırsatlar sınırlıdır. Siz kendi fırsatlarınızı değerlendiremediğinizde, rakibiniz bir dakikada bütün emeğinizi elinizden alabilir.

Celtic Park'ta yaşanan da tam olarak buydu.

Beşiktaş Glasgow'dan yalnızca üç puan kaybederek dönmedi. Oyun disiplini, savunma organizasyonu ve teknik direktör müdahaleleri üzerine yeniden düşünmesi gereken sorularla döndü.

Ve futbolun değişmeyen bir kuralı var:

Maç doksan dakika oynanır. İyi futbol da, iyi teknik direktörlük de doksan dakika sürmek zorundadır.

Mehmet Eyüp Yardımcı 
Duhuliye.com

YORUMLAR (0)