Dünya Kupası’na veda ederken bir kez daha içimiz buruldu. ABD’nin rotasyonlu kadrosunu mağlup ederken tüm dünyaya gol atabildiğimizi ve maç kazanabildiğimizi gösterdik. İşe yaradı mı? Hayır.
Avustralya ve Paraguay’a gol atamadan kaybetmek, 24 yıl aradan sonra gittiğimiz Dünya Kupası’ndan böyle kolay bir grupta sonuncu olarak elenmek inanılır gibi değil.
Ne yazık ki Sinyor Montella, kendini başarılı görse de, yaptığı hatalı tercihler eve erken dönmemizi sağladı. Avustralya karşısında Kerem Aktürkoğlu’nu santrfor oynatmak, Paraguay ile yapılan ikinci maçta da aynı hatayı göz göre göre tekrar etmek kabul edilebilir bir futbol yanlışı değil.
Orkun Kökçü gibi teknik, zeki ve oyunu hızlandırma becerisine sahip üst düzey bir oyuncuyu yok saymanın da ne kadar yanlış olduğunu dün ABD karşısında gördük. Ozan Kabak ve Salih Özcan’ı ilk kez oynatmak, formalite maçında sahaya sürmek de Montella’nın daha önceki hatalarının adeta bir belgesi gibi oldu.
ARDA KALİTESİNİ ORTAYA KOYDU
Dün Arda Güler ilk kez kalitesini ortaya koydu. Gol attı, atakları organize etti. Tüm oyuncularımız ay yıldızlı formanın değerini bilerek mücadele ettiler.
ABD karşısında galip gelmek yüzümüzde acı bir tebessüm bıraktı. Lider olarak bir üst tura çıkma potansiyelimiz varken böyle bir grupta sonuncu olmak gerçek anlamda çok büyük bir hayal kırıklığı. “Nasip değilmiş, kısmet değilmiş” edebiyatı ile bu Dünya Kupası’ndaki başarısız tablodan ders çıkaramayız.
Türkiye Futbol Federasyonu ve teknik ekip öncelikle başarısızlığı kabul ederek net ve somut bir durum değerlendirmesi yapmalı. Şu bilinmeli ki Milli Takım herkesin ve her şeyin üzerindedir. Kimsenin keyfi kararlarını bu millet taşımak zorunda değil.
Güntekin Onay Hürriyet